13 Temmuz 1918

Sabah saat 8'de uyandım. 20 dakika arayla içmek zorunda olduğum.... suyunun birinci ve ikinci bardağı arasındaki 20 dakikalık zaman içinde Şevki beni traş etti. Banyomu yaptım. Bütün tuvaletim bittikten sonra büroya geçerek Fransızca bir kitabtan biraz okudum ve Almanca dersini çalıştım. Bugün, kendisinden Fransızca dersi alacağım Madam Heinrich'e gitmem gerekiyordu. 11.30 ders için kararlaştırılmış zamandı. Tam o saatte orada olmak için evden ll'de çıktım. Ağır bir yürüyüşle, bir çeyrekte Madam Heinriche'in mağazasına vardım. Mağazadan bir çocuk beni evin üçüncü katında bulunan daireye götürdü.
Çocuk: "Burası beyefendi" demekle yetinerek giriş kapısının önünde benden ayrıldı.
Madam Heinrich beni dairesinin salonunda bekliyordu. Beni nezaketle kabul ederek pencerenin yanına konmuş olan koltuğa oturmaya davet elti. O da önünde yuvarlak bir masanın bulunduğu divanda yerini aldı. Ben, üç katın merdivenlerini çıkarken yorulduğum için, nefes nefese olmaktan kendimi alamıyordum. Görmemesine rağmen soluk almam dikkatini çekmişti: Sayın General, bu zahmetli merdivenler sizi yordu değil mi? Ve aniden konuşma mevzuunu değiştirerek:
-Yanılmıyorsam beyefendi henüz evli değil! Acaba bir Avrupalı kadınla mı yoksa sizin milletinizden bir kadınla mı evlenmek isterdiniz?
Farketmez diye cevap verdim.
Hakikatte düşüncem, evlenirsem bir Türk kadınını tercih edeceğim yolundaydı. Fakat gücenebileceği uzun bir muhavereye (konuşma) girmemek için evlenme mevzuundaki konuşmayı kesmeyi tercih ettim.