3 Temmuz 1918 Çarşamba

Saat 6'da kalkmayı düşünürken saat 7'de kalktım. Şevki beni kaldıracaktı, halbuki ben onu kaldırdım, hiddetlendim. Şevki'ye çıkışmaya başladım. Şevki traş ediyordu. Mahmurluktan, benim çıkışmamdan büsbütün şaşırdı. Usturayı sol bıyığımın yanında yanağıma bastırdı. Kan başladı, dindirmek mümkün değil, asabiyetim arttıkça arttı. Çabuk gideyim derken şimdi kanı dindirememek yüzünden tamamen gecikiyordum. Nihayet, şap, pudra, kolonya... Kan durur gibi oldu. Acele acele Şevki ile beraber Markbrun'a gittim. Şevki kadehi dolu olarak alacağı yerde, boş olarak bırakmak istiyor. Kızlar alay ederek, gülerek gideceği yeri gösteriyor. Orada daima hazır duran polis, beni ve Şevki'yi tanımış olduğundan delalet maksadıyla, fakat Şevki'nin kolundan tutarak, bir çocuk gibi kadehi vermek lâzım olan yere götürüyor. Şevki ben görmüyor muyum diye polise tâbi olarak yürüdüğü sırada, yan yan benim bulunduğum tarafa bakıyor. Nihayet dolu kadehle geldi, kadehi aldım. Suyu orada yavaş yavaş içtim. Bugün geciktiğim zamanı adeta her şeyde istimal ederek telâfi etmek istiyorum.
Su bitince boş kadehi Şevki'ye verdim ve Mülbrun'a gidip, orada beni beklemesine söyledim. Hergün beraber giderdik, bu gün o kadar asabi bulunuyordum ki, Şevki'nin yanımda yürümesinden hiddetleniyordum.
Mustafa Kemal aynı günün akşamı yemeğe gidişini anlatıyor günlüğünde. Bu bölümün başına "Manasız Üzüntü" ibaresini koymuş.
...Asker elbisemi giydim. Saat 7'de imperial'e gittim. Daha henüz salonları temizliyorlardı. Pelerinimi garde de robe'a bıraktım. Otelin bahçesinde epeyce dolaştım. Canım sıkılıyordu. Bir aralık yağmur yağmaya başladı, tekrar otele girdim. Bu defa salona oturdum. Henüz kimse yok. Saat 8 oldu. Müzik başladı. Yemek salonuna geçtim. Obert'e hazırladığı yeri sordum.
Dün tembih etmiştim. - Buyrun Miralay (albay) Efendi! Dedi. Adam zahir halimize bakarak demek ki, ancak miralaylık tevcih ediyordu. General olduğumu anlatmaya çalışmak bir mesele. Sesimi çıkarmadım. Bir küçük masaya oturttu. Yemekten sonra - Bu masanın her vakit akşam yemekleri için bana tahsis olunmasını söyledim. Ve kendimi tanıtmak için kartımı verdim.
Moustapha Kemal Pasha Armeefuhrer
Herr Obert'in bütün bu tafsilatlı karta rağmen bizi Miralay efendilikten başka bir şey telakki edemediğini ve Pacha'nın merkum nazarında tahminini tebdil etmediğini Armeefuhrer'in de medlulünü hiç düşünmediğini zannederim. Çünkü ertesi gün masa üzerine bıraktığı Bestellt (rezerve) levhasının altında kurşun kalemle şu isim yazılı idi. Monsicur Kemal Pacha.